“OHAL’de Vakıf Üniversitesi”

H.MERKEZİ: 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tüm yaşam alanlarında artan devlet baskısı ve ırkçı-şoven dalga üniversitelerde de kendini hissettirmektedir. Bu sorunları kaleme alan Vakıf Üniversitesi’nden bir YDG Okuru baskıları ve yaşadıklarını şöyle aktardı;

“Kampüs İçinde Gitar Çalmak Disiplin Cezası”

  “Yaşam ikiye ayrılır. 15 Temmuz öncesi ve sonrası. Devrimciler için ise sonrası olmadı, hep öncesiydi. Sonra, önceyi izledi. 15 Temmuz darbe(!) girişiminden sonra, burjuvazileri saran korku, üniversiteleri de etkiledi tabii. Birçok vakıf üniversitesi sahibi, zengin iş insanları da bu korku kervanına katıldı. Kimisi yeni araziler almak için, kimisi bir bina daha eklemek için zenginliğine. Bazıları ise kilit vurmamak için dükkanlarına. Önceleri öğrencilerini, müşteri olarak gören zihniyet, sonraları öğrencilerine birer potansiyel düşman olarak bakmaya başladı. En ufak bir kıvılcım, yangını doğurur endişesiyle, müşterisini kaybetme korkusu kalmadı, aksine ondan kurtulma yolları düşünüldü. Yaşanılan bu korku ve baskı, gözle görülür, hatta öğrencinin gözüne sokulur hale geldi. Kampüs içinde gitar çalmak, disiplin cezası alma durumuna geldi. Nazım Hikmet mısraları sessizce okunmaya, Yaşar Kemal gizlice anılmaya başladı. – Kampüs içerisinde artan sivil polis sayısı, öğrencinin kampüs yaşam alanını daraltmaktadır. Öğrencilerin, nerede çay içeceğine dahi karışan sivil polisler, onlardan çekinen özel güvenlikçiler. Topluca oturan öğrenciler gördüğünde; aniden yan masasına oturan sivil polisler, avını bekleyen avcı misali, öğrencilerin ağızlarından çıkacak tek bir karşıt kelime bekliyorlar. Ayrıca bu sivil polislerin uşağı olmaya can atan kimi faşist yapılanmalar, ajanlaştırılıyor ve kampüse salınıyor. Ajanlaştırılan faşist yapılanmalar, derslere girerek hocalar hakkında bilgi aktarıyor. Hocalar derslerde, siyasi konuşmaların yanı sıra gündelik yaşam ile ilgili örnek dahi veremiyorlar. Öğrencilerin üzerindeki baskı, akademisyenler üzerinde de sürüyor. – Üniversite yönetimleri öğrencilerini fişliyor.

” Üniversiteler; Deniz’lerden, Mahir’lerden, İbrahim Kaypakkaya’lardan Bizlere Kalan Mirastır”

“Üniversite içerisinde, 15 Temmuz darbe(!) girişimi ve kahramanlık(!) destanlarının konuşulduğu, tek görüş sahibi kimselerin katıldığı etkinlikler düzenleniyor. Bu etkinlik 1 hafta öncesinden öğrencilerin telefon numaralarına ve maillerine defalarca gönderiliyor. Etkinliğin olduğu gün, yoklama da imzan olması şart koşuluyor. Bu etkinliklere katılmayacağını söyleyen öğrencilerden bir şekilde yönetimin haberi oluyor ve disiplin cezasının yanı sıra hukuki işlem yapılmak isteniyor. Üniversite yönetimleri öğrenciyi ikiye ayırıyor; darbe(!) girişimine karşı sokaklara çıkan ve çıkmayan. – Üniversitede ki devrimci öğrencilerin öncesi ve sonrası 15 Temmuz devrimci, muhalif ve yurtsever öğrenciler açısından herhangi bir tarihten farkı olmadı. Üniversite yönetiminin zaten var olan baskısı, kılıfa uyduruldu, verilen cezaların büyüklüğü ve süreleri uzatıldı. Fakat devrimci tavır değişmedi. Üniversite de okuyan devrimci öğrenciler; darbe girişimi ve sivil darbelerin onları yıldırmayacağını, direnişi kendilerine sorumluluk edinerek taşıyacaklarını söyledi. Bu dönem de atılan geri adımın, dönüşü olmaz günleri doğuracağını söyleyen öğrenciler, faşist ve ayrımlaştıran baskıların arttığı bu günlerde, devrimcilerin var olduğu üniversiteleri bırakmayacaklarını, üniversitelerin bilim merkezi olmaktan çıkarılmayacağını söyledi. Üniversiteler; Deniz’lerden, Mahir’lerden, İbrahim Kaypakkaya’lardan bizlere kalan mirastır. Bu mirasa son anımıza kadar sahip çıkacağız.”