Merhaba Affan!

Merhaba!
Gün içerisinde belki de en sık kullandığımız kelimedir merhaba. İlk defa gördüğümüz birine, her gün gördüğümüz birine, kadına, erkeğe, LGBTİ bireye, işçiye, köylüye, gence, yaşlısına yani ötekileştirilenlerin, öteki olmayan kelimesidir. Yaşamımızda sıklıkla başvurduğumuz bu kelimenin bir de güzel anlamı var tabii, bu onu daha da güzel kılmakta. Merhaba, Farsça kökenli bir sözcük ve ‘’ benden size zarar gelmez ‘’ anlamına gelmektedir.
Merhaba Affan!
Peki kim bu Affan? Yeniden sözlüklerimize bakacak olursak, Affan kötü şeylerden kaçınan, kötülükten uzaklaşan, temiz anlamına gelmektedir. Fakat bu yalnızca sözlük anlamıdır, ben ise size bir dostum ile geçirdiğim anımı anlatmaya çalışacağım.
Faşizmin eğitmekten anladığının ‘’ hizaya getirme ‘’ olarak üniversite gençlerine bir kez daha gösterdiği bir ders sonu, eve dönüş yolunda her zaman gördüğüm, kışın ortasında dahi terlikle dolaşan küçük dostum Affan ile sohbetim ve sohbetimiz sonrasında pekişen arkadaşlığımızın hikayesi aslında siyasal krizleri ve aşılması gereken mevcut sorunları açıklamaktadır. Affan 12 yaşında esmer bir delikanlı. O gün yanına oturduğumda benden kaçan, ona attığım her adımda, bir kenara kayan çocuktu. Kendimde onunla konuşacak cesareti bulduğum an onunda bana yaklaştığını sezdim. Adını sordum, başını öne eğerek Affan diye cevap verdi soruma. Anlamını sorduğumda, bilmem babam öyle istemiş dedi. Daha sonra onunda beni tanımasıyla sohbetimiz için güven ortamı sağlanmış oldu. Affan’ı, Affan’ın kelimeleriyle sizlere şöyle anlatabilirim:
Yaklaşık 4 senedir Güngören’de oturuyor, evine gidebilmesi için iki farklı minibüse binmesi gerekiyor. 4 kardeşler, en büyükleri Affan. Okula gitmiyor, okuma yazma bilmiyor. Fakat en çok istediği şey okumak ve yazmak. Affan’ın bir de kuzeni var, o okula gidebiliyor ve her gün okuldan eve geliş saati ile Affan’ın eve varış saati denk düşüyor. Affan’ın eve gidince ilk işi kuzeninin defterini incelemek oluyor. Babası kâğıt toplayıcısı olan Affan, babasına yardım etmesi gerektiğini söylüyor.
O günün sonunda Affan eve geç gitti, çünkü ona bir yemek sözü vermiştim. Önce aç olmadığını söylesede yanıma gelince acıktı birdenbire. Ona bu yaşta çalışmak seni zor durumda bırakmıyor mu diye sorduğumda, onun çalışmaktan yorulmadığını yalnızca insanların ona bir çocuk gibi bakmamasının zorladığını söyledi bana. İnsanlığa karşı yapılmaz en doğru eleştiriydi belki de o an için. Nedenini soramadım, nedenini o bilmiyordu fakat ben biliyordum. Bir çocuğa, çocuk gibi hissettirememek işte mevcut siyasal krizin yol açtığı başlıca sorunlardandı. Affan’a o günün sonrasında bir defter bir de renk renk kalemler aldım. Kuzeninden gördüğü harfleri öğreniyor, defterine yazıyor ve bana getiriyordu. Karşılık olarak beklediği hiçbir şey olmadan.
Affan artık biri yanına oturduğunda kaçmıyor kenara. O artık ismi sorulduğunda kafasını öne eğerek değil, gülümseyerek söylüyor – Affan’ın ne anlama geldiğini öğrenip, ona anlamını söylemem bunda etkin rol aldı sanırım –
Size bu anımı propaganda yapmak için anlatmadım elbette. Size bu anımı anlatmamda ki sebep, yapacağınız bir anlık ufak eylemselliğin bir çocuğun yaşamında ne denli ciddi değişikliklere yol açacağıdır. Affan’ın başını öne eğmemesi, birinden kaçmaması küçük olaylar olarak gözükmemesi gerekir. Bir çocuğun özgüveni onun geleceğinin yörüngesine karar vermekte büyük rol oynamaktadır.
Devrimci bir genç gözlem yetisi en kuvvetli olandır. Bir genç çevresini çözümlemede yetkinliği ele almalıdır. Bugün yaşamın merkezinde genç kitleler varsa, bugün fabrikalarda, tarlalarda, okullarda, sokaklarda, en kalabalık ortamdan en ıssız noktaya kadar gençlik hâkim ise o vakit başkalarının iki dudağının arasından çıkacak kelimelere değil, kendine güvenmesi ve kendi düşüncelerini pratiğe dökmesi gerekir. Bir devrimci her durumda politika üretebilendir. Bugün doğa katliamından, eğitimdeki yetersizliğe, eşitsizlikten, yozlaşmaya kadar geniş bir zümreye hitap etmelidir.
Eşitsizlik her yerdedir. Sokaklarda yürürken başımızı öne eğerek değil, etrafımızı izleyerek yürüyelim. Çevremizde gördüğümüz her şeyi özümseyelim. Affan’a, Affan’lara bir merhaba diyelim.
Bir YDG okuru