Gebze Hapishanesi Tutsak Partizanlardan 24 Nisan ve Sürece Dair Değerlendirme

H.Merkezi

Gebze Hapishanesinden Tutsak Partizanlar bir mektup yollayarak Proletarya Partisinin 45. yılını kutlayarak sürece dair bir değerlendirme yaptılar.

“Yaşadığımız coğrafya da ezilenlerin özgürlük yürüyüşünün kökleri Demirci Kawa’lardan Şeyh Bedreddinlere, Baba İshak’ lardan, Paramaz ve yoldaşlarına kadar uzansa da sınıf bilinçli proletaryanın yürüyüşünün temeli Mustafa Suphi’ lerle atılır. Ancak faşist Kemalist Diktatörlükçe Mustafa Suphi ve yoldaşları katledilerek yürüyüş sekteye uğratılırken ülkenin üzerine de baskı, zulüm ve katliamlarla korku iklimi ekilir ve 50 yıl sürecek reformizmin ve revizyonizmin ölü toprağı serpilir.
24 Nisan 1972’de Ermeni Soykırımının 57.yılında Komünist Önder İBRAHİM KAYPAKKAYA önderliğinde partimiz kurularak umudun ateşi de yakılır. Bilincimizi MLM ile aydınlatan Partimiz reformizmin, revizyonizmin, oportünizmin de ölü toprağını üstümüzden savurur. Geleceği geçmişten, başlayarak örme bilinciyle bu coğrafyanın kadim halklarına yaşatılan acılar, katliamlar ve soykırımlar için intikam yemini içilir. İşçi sınıfı ve emekçi halkımız başta olmak üzere ezilenlere umut, özgür bir gelecek için sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya idealiyle demokratik halk devrimi, sosyalizm ve komünizm ile yol göstericimiz, sönmeyen ateşimiz Enternasyonal proletaryanın coğrafyamızdaki temsilcisi partimiz ile kervan yeniden yola dizilir.
45.yılını kutlamanın coşkusunu, onurunu yaşadığımız yürüyüşümüzde Partimiz onca badirelerden geçti.45 yıllık yolculuğunda tarihin nehrinde ilerlerken yer yer tökezlediği, yara aldığı, dal budak bıraktığı, yenilgiler aldığı gibi zaferlerde kazandı ama aldığı darbelerden onu en fazla etkileyen düşman saldırılarından ziyade içten aldığı darbeler oldu. Tarih bize sınıf mücadelesinin keskinleştiği, faşizmin saldırılarının yoğunlaştığı, yenilgi ya da kitle hareketlerinin bastırıldığı, pasifize edildiği, umutsuzluk rüzgarlarının estirildiği dönemlerde yönünü sisteme dönen, söylemde en keskin MLM olan ‘akıl hocalarının hiç bitmediğini’ gösteriyor. Yeni şişeye konan eski şarap’ misali cafcaflı jelatinlere sarılarak tekrar tekrar getirilen reformizmin, revizyonizmin, oportünizmin ve troçkizmin çeşitli tasfiyeci saldırılarıyla defalarca kez mücadele etti. Her birinden güçlenerek çıkmasını da bildi!
Yine çelişkilerin ve çatışmaların yoğun olduğu bir süreçten geçiyoruz. Kuşkusuz ki bu yoğun süreci doğru okuyup buna göre konumlananlar nitel sıçramalar yaratabilir. Öznel dünyalarını nesnel gerçeğe dayatanlar değil. Nesnel gerçeği MLM biliminin ışığıyla buluşturanlar ileriye gidebilir. Bu da süreci olgulardan yola çıkarak doğru okumaktan geçiyor.
Bugün de ülkede ve dünyada egemen sınıfların siyasi ve ekonomik krizlerinin her geçen gün daha da büyüdüğünü, yaptıkları kuralsız ve dizginsiz sömürüsüz, yeni pazarlar için yarattıkları savaşların; katliam, ölüm, yıkım, mültecilik, açlık, yoksulluk vb. sonuçlarıyla birlikte krizlerini azaltmak yerine çoğalttığına, sistem krizine dönüştürdüğüne tanık oluyoruz.
Egemen sınıfların artan krizleriyle birlikte dünya halklarına dayattıkları geleceksizlik halk kitlelerinin sistemle olan çelişkilerini büyütürken sisteme karşı öfkelerini, direniş ve isyanlarını da büyütmekte. Ülke de ve dünya da her geçen gün devrimci durum daha da yükselmekte. Büyüyen kartopunun çığa dönüşeceğinden ve o çığın altında kalacaklarından korkan egemen sınıflar tüm dünyada baskı ve zulmü yükseltip güvenlikçi politikalar adı altında devlet terörünü artırmakta, ırkçı ve faşist saldırıları körüklemektedir.
Emperyalizme göbekten bağlı ülkemizde de durum farklı değil. Egemen sınıfların iç ve dış politikada ki açmazlarıyla daha da büyüyen siyasi, ekonomik krizleri, kırılma noktasına ulaşmış, uçurumdan düşmemek için çırpınmaktadır. Hepimizin bildiği gibi bunu da en başta toplumun örgütlü güçlerini hedef alıp etkisizleştirmeye çalışarak yapmaktadır. Gelinen aşama da kazanılmış haklar biri bir budanıp, özgürlükler kısıtlanırken başta Kürt ulusu olmak üzere tüm topluma yönelik topyekün bir savaş ilan edilmiş, birçok Kürt şehir ve mahalleleri yakılıp yıkılarak yok edilmiştir. 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çeviren egemen klik baskı, şiddet ve devlet terörüyle; tutuklamalar, yasaklar, işten atmalar, katliam ve ölümlerle… bu savaş ilanını da zirveye çıkararak devam ettirmektedir.
Tüm toplumun baskı ve devlet terörüyle sindirilip susturulmak istendiği bir süreçte daha fazla kitlelere gidip zulme ve karanlığa karşı güçlerimizi seferber edip, kitleleri örgütleyip var olan devrimci durumu örgütlü bir güce dönüştürmemizin zorunlu olduğu bir süreçte; Partimizin ve mücadelenin biriken bir dizi sorunları da gerekçe yapılıp Partimiz bir kez daha aslı görevlerinden uzaklaştırılarak kısır tartışmalara sokulmaktadır. Partimizin en temel ilkeleri olan demokratik merkeziyetçilik ve iki çizgi mücadelesi çiğnenirken, parti işleyiş ve disiplininde ayaklar altına alındığına şahit oluyoruz. KP’ nin illegalite kuralları ihlal edilerek Parti içi tartışmalar ortaya dökülerek “tartışma” “eleştiri” adı altında parti ve parti önderliği itibarsızlaştırılmakta, partimize karşı kitlelere güvensizlik, umutsuzluk aşılanmakta ve parti birliğini parçalamaya hizmet eden pratikler sergilenmektedir.
Bütün bu yaklaşımlar tasfiyeci yaklaşımlardır ve partimizi örgütsüzlüğe ve dağınıklığa sürüklemektedir. Oysa hepimizin bildiği bir gerçek olarak parti kurum ve organlarıyla vardır. Kurum ve organlarının tasfiyesiyle parti birliği sağlanamaz. Parti birliğinin disiplin ve demokratik merkeziyetçiliğin kabul edilmediği yerde farklı fikirlerin tartışılıp çatışması da, eleştiri özgürlüğü de olmaz. Ve yine biliyoruz ki yanlış yöntemle doğrulara ulaşamayız. Doğru yöntem ise en başta parti ilke ve işleyişine tavizsiz uymaktan ve uygulamaktan geçmektedir.
Unutmayalım ki; geleceğin köprüsüdür partimiz. Ancak onun önderliğinde bir güce dönüşüp savaşabilir, faşizmi yenilgiye uğratabiliriz. Ancak onunla umutsuzluğu umuda, yenilgileri zafere dönüştürebilir, özgür eşit ve adil bir dünya düşümüzü hayata egemen kılabiliriz.
45. yılımızı kutlarken, umudu ve zafere olan kuşanarak bir kez daha bu sürecin üstesinden geleceğimize inanıyoruz. Ve bugün;
“Kolaylığa değil zorluğa,
Ayrılığa değil birliğe,
Yorulmaya değil ısrara,
Tükenişe değil zafere meyledenler başarılabilir.”
Biz kazanacağız! Biz kazanacağız! Başka yolu yok…”
Gebze Hapishanesi Tutsak Partizanlar