AVRUPA’DAN DERSİM’E GÖZÜ “KARA” BİR HALK SAVAŞÇISI CAFER’E!

 

Uzun zamandır bekliyordu. Sabırsızlığın başladığı sürece girmişti. Uzamasına rağmen ısrarı devam ediyordu. Dönem dönem, “neden bu kadar beklemek zorundayım” diye isyanını dile getirdiğinde, Dersim dağlarında savaşma talebini de dillendirirdi. Zira o dönem Partinin gerilla güçleri Karadeniz alanındaydı. Cafer, Dersim’de olmanın ne kadar önemli ve zorunlu olduğunu sürekli dillendirir ve kendini orada savaşçı bir nefer, mücadelenin ilerlemesine katkı sunacak bir Halk Savaşçısı olarak hayal ederdi. Nihayetinde O, Karadeniz’de başlayan Halk Savaşçılığını Dersim’e taşımış, hayalini gerçekleştirmiştir. Beklemesinin nedenlerine açıklık getirilmesine rağmen kararlılığı, heyecanı aynı duygularla kendisini koruyordu.

Okumayı yoğunlaştırmış, daha hareketli bir faaliyet pratiği oluşturmuş, az uyumaya başlamıştı. Bunların her birini geçirdiği zamanı en verimli hale getirmek, gitmek istediği mücadele alanına bir nevi kolaylaştırıcı ve hazırlık oluşturan zemin olarak yaklaşıyordu. Bu süre zarfı içerisinde, bulunduğu alanda çalışmalarına disiplinli, özverili devam ederken, Cafer yoldaşın zor süreçteki bu kararlı duruşu ve konumlanışı, Avrupa’nın “ganimetleri”nden faydalanma yaklaşımına ve ele alışına karşı, bunu elinin tersiyle itmesi, hiç kuşkusuz Avrupa faaliyetçileri üzerinde büyük bir devrimci etki yaratmasına da neden oluyordu. Partimizin ve genel sürecin ağırlığı göz önünde bulundurulduğunda, Avrupa’daki dar, sorunlu ve mücadelenin sıcaklığından uzak olan devrimci mücadelesini daha üst boyuta taşıma ve ihtiyaç olan alanda bulunma isteği, Onun davaya olan bağlılığının bir göstergesi olmuştur. Cafer birçok açıdan ideolojik bir hesaplaşma ve aynı zamanda küçük burjuva kaygılardan kopuşu tam da bu zeminde sağlamıştır. Mücadelenin ihtiyaçları, Tarihsel niteliği ile kendisi arasındaki kurduğu ilişkide, sınıf mücadelesine daha fazla bağlanma ve en sıcak yerinde konumlanma noktasına Onu taşımıştır. Bu durum fikirsel olarak bulunduğu maddi zeminden kopma ve yeni koşullar içinde bulunma tutumudur. Aynı zamanda bir aşma halidir. Cafer’in bakışlarında, insanlarla ilişkisinde, partiyle kurduğu bağda, beklerken yaşadığı heyecanda, ölüm ve yaşam arasındaki ilişkide kurduğu bağda bu aşma halini görmek mümkündü. Aynı zamanda bunu karşısındakine hissettiren bir heyecan, canlılık ve azim söz konusuydu.

Mütevazi ve paylaşımcı yönü öne çıkan, çalışmaların daha yoğun olması gerektiğine inanan, bunun gerçekleşmediği durumlarda tüm duygusal ve hassas tepkilerine rağmen, yoldaşlarını kıramayan, asla umutsuzluğu büyütmeyen, “bu halk için değmez” yerine halka güvenmek gerektiğini hissettiren bir kişiliğe sahipti, Ancak Partiye karşı bencilce davranan, disiplinsizlik yapanlara karşı tavrını tereddütsüzce Partiden yana koyan bir yaklaşımdan taviz vermezdi. Hatta giderken partiye karşı bu gibi tutum içinde olanlara dahi veda etmeyen kararlı bir yapısı, hatta yer yer sekter diyebileceğimiz bir tutumu vardı.

Cafer yoldaş, arkasında büyük anılar bırakmayı başardı. Yıllarca birçok insan için yük olan  Derneği en zor ve sıkıntılı zamanlarında da sorun yapmadan açmaktan geri durmadı. Dernek açma görevini nöbetlerle sınırlamayan ve derneğin açık durmasında en çok katkı sunan, temizliğini yapan, stant ve kitle çalışmasına önem veren özellikleri ile anımsanmaktadır. Cafer yoldaş, kazanılmış bir saygınlığa sahipti. Ve onu alanda bulunduğu sürece  korumayı başardı. Onun bir başka özelliği ise çocuklarla kurduğu derin ve güzel bağlardır. Çocukların sevgisini kazanmayı mutlaka başarırdı. Bu özelliği unutulacak gibi değildi Cafer yoldaşın. Bu özellikleri ile ruhumuzda, hafızamızda ve yüreğimizde unutulmamayı zaten başarmıştı. Şehit düştükten yıllar sonra dahi bu özellikleri Onu tanıyan herkesin hafızasında capcanlı durmaktadır.

Cafer yoldaşın uğurlanacağı gün gelmişti, o gün bulunulan alan itibarı ile mücadelenin zor alanına gitmeyi kararlılıkla tercih eden bir bireye söylenecek sözlerin darlaştığı, kalanlar için anlamsızlaştığı, kalan herkesin çelişkilerinin derinleşmesine neden olduğu anlaşılmıştı. Cafer yoldaşa ne denebilirdi ki. Onun pratiğini kalanların örnek alması, kavgaya Onun kadar kararlılıkla atılma zorunluluğunun bilinci ile gerçeklik, acımasız bir çatışma yaşıyordu. Kalan herkesin yaşadığı duygu istisnasız buydu.

Cafer yoldaş ise belki de kalanlarda böylesi derin çelişkiler yarattığının farkında bile olmadan, gidiyor olmanın keyfini ve heyecanını yaşıyordu. Coşku ile çıkacağı yolculuğun hayali vardı zihninde, gözünde ise heyecanı ve umudu. Elbette vazgeçilmez bir şey olan merak ve endişe… Ama elbette Cafer yoldaş, mücadelenin sıcak alanına giderken, böylesi bir şeyi göğüslerken kafası net olan herkes gibi geride kalanları yadırgayan, onlara kendini ispatlamaya çalışan bir yaklaşım içinde değil yoldaşlarına miras bırakmayı tercih ediyordu. Oldukça mütevazi ve kendi görevini yapıyor olmanın bilinci ile, bütün yoldaşların da kendi görevlerini kendilerini koydukları yerde en iyi ve en ilerde yapmasını öğütledi. Mücadelede ısrarlı olmamız, ileri boyuta taşımamız gerektiğini, sorumluklarımızı tereddütsüzce yerine getirmemizi söyleyerek bizle vedalaşıyordu.

Beklediği an gelmiş; mutlu, morali yüksek ve kararlı bir duruş ile veda ederek gitti. Gidişi ile hepimize partiyi daha güçlü savunma, nerde olursak olalım işimizi en iyi şekilde ve partiyi bulunduğumuz yerde ilerleterek geliştirme mirası bıraktı. Onun bir kavga insanı olduğu, mücadeleye pamuk ipliği ile değil kalın halatlarla bağlı olduğu pratik duruşu ve kavgada ölümsüzleşmesi ile tarihe yazıldı. O tarihe yazılmak ve tarihin yapıcısı olmak gibi bir misyonu üstlenerek aramızdan ayrıldı. Yaralı halde birliğin güvenliğini her şeyin önünde tutan ve yoldaşlarına Aşkın Günel’le birlikte “gerilla birliğinin güvenliğini riske atmamaları ve kendilerinin bırakılmasını” talep ederek ölümü kucaklamaya doğru tutum almıştır. Son kurşununa kadar çatışan ve düşman kuvvetlerine kayıp verdirerek Parti ve kavga sloganlarını haykırarak ölümü kucaklamıştır.

Kavganı sürdürüyor, mirasına her şeye rağmen, her engele rağmen sadık kalmaya çalışıyoruz Cafer yoldaş. Umut hala dimdik ayakta. Ama en çok da senin özlemini çektiğin alanda umut hala dimdik ayakta ve tüm kaçkınlığa, yılgınlığa rağmen yürüyüşüne devam ediyor.

Bir yoldaşı

Cafer Kara`nın hayatı ve mücadele yaşamı ile ilgili makale için TIKLAYINIZ

 

BağlantılıYazılar

Sonraki Yazı

Partizan Dergisi Özel Sayı

Partizan Dergisi Kongre Özel sayısı Kasım 2019