Avrupa’da gecelere çağrı: Tarihimizi Ve Geleceğimizi Kaypakkaya ve Parti Ruhuyla Kuşanıyoruz

“Sistemin bir bütün kendisine mi yoksa onun etkilerine karşı bir savaşım mı?”

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya, sömürü, katliam, baskı, inkar, asimilasyon ve halka düşmanlıkla temellerini atmış, özünü ve biçimini bulmuş faşist devletin çürümüşlüğüne karşı tepeden tırnağa bir devrimci isyan ruhudur. O, bu gerçeklerden beslenerek devrimci inanç ve kararlılığı kuşanmıştır.

1960’ların ikinci yarısında sistem karşısında esen rüzgar onu da sarıp sarmalamıştır. Hızla devrimci mücadelenin bir parçası olmuş ve arayışını başlatmıştır. Gerçek, arayışın çocuğudur. Kaypakkaya’nın arayışı bitmek tükenmek bilmeyen, yetinmez ve iflah olmaz bir yapıya sahiptir. Sadece sistem karşıtlığı, salt devrimcilik onun tatmin olacağı bir sınır değildi. Arayışı sürdükçe keşfedilmeyi bekleyen gerçekleri açığa çıkarmak Kaypakkaya için bir “yazgı” olmuştur.

O, sistem “karşıtlığının” yetmeyeceği gerçeğini çabuk keşfetti. Yemek pişirmek nasıl eski tavalarda öğreniliyorsa, Kaypakkaya da komünist çizgiyi inşa etme sürecini tüm eski tüfek revizyonist, reformistlerle mücadele ederek öğrendi. Devrimci arayış içinde olan gençliğin üzerinde egemenlik kuran tüm bu eski tüfekler, büyük devrimci çıkışların, yeni devrimci teorilerin ve politik tutumların oluşmasına katkı sunan kötü öğretmenler oldular. Sistemin etkilerini ret etmek yerine sistemi ret etmekle başlayan komünist çizgiyi inşa etme süreci, 50 yıllık pasifist, teslimiyetçi revizyonist hattı ve iktidarsız muhalefet anlayışını da ret etmeye kısa sürede evrildi.

Kaypakkaya’nın arayışı gerçekleri keşfetme süreci bu aşamada devrimin bir ziyafet sofrası olmadığı, kanlı ve zorlu bir mücadeleyi içerdiği gerçekliğine ulaşmasına yol açtı. Arayış çocuğu olan gerçekleri açığa çıkarmaya devam ediyordu Kaypakkaya nezdinde.

Kaypakkaya’nın arayışı Marksizm-Leninizm-Maoizmin evrensel gerçekliği ve temel nitelikleri olan; sınıf mücadelesi, devrim, proletarya diktatörlüğü ve devlet teorisini daha derin ve güçlü bir kavrayışa durmaksızın evirdi. Arayış artık bu temel yaklaşımdan sapmaksızın ülke özgünlüğünün somut koşullarına uyarlama arayışı dönüştü. O, uluslararası düzeyde Rus Modern Revizyonizmi ile Başkan Mao’nun ÇKP’sinin Komünist çizgisi arasındaki mücadelede bu temel MLM gerçekliği güçlü bir kavrayışa dönüştürmüştür. Çin’de gerçekleşen Büyük Proleter Kültür Devrimi, onun komünist çizgisini inşa etmede, MLM ilkeleri kavrayışında ve cüretkâr yapısında belirleyici bir yere sahiptir.

Kaypakkaya’nın arayışı sınıfsallık ve uygulanabilir olmaya dayanan diyalektik yaklaşıma sıkı sıkı bağlanmıştır.

Onun bitmeyen arayışı;

-Devletin doğru tahlil edilmesi ve Kemalizm’in faşist niteliğinin açığa çıkmasını,

-Çok uluslu toplumsal yapı gerçekliğinde Kürt meselesi ve ezilen milliyetler sorununda berraklaşmaya yol açmasını,

-Komünist partisinin örgütlenmesi zorunluluğunu,

-Uzun Süreli Halk Savaşı Stratejisinin ülke şartlarına uyarlanmasını,

-Doğru bir iktisadi ve sosyal yapı gerçekliği ve buna dayalı olarak dost ve düşman sınıfların ayrıştırılmasını sağlayan gerçekleri keşfetmesini sağlamıştır.

Kaypakkaya artık sınıfsız toplumun tarihsel zorunluluğu gerçekliğine erişmiş, ona ulaşmanın doğru ideolojik-politik-örgütsel-askeri şekillenişine odaklanmıştır. “Sırça köşkte oturanın taş atamayacağı” bilinciyle proletaryanın ihtiyacı olan öncüyü örgütleyerek ve onun devrimci savaş stratejisi Halk Savaşını başlatarak sınıfsız toplum mücadelesinin ülkemizdeki büyük yürüyüşünü örgütlü bir yapıya kavuşturmuştur. O artık ihtilalci-Komünist çizginin kuramcı ve kurucu önderi, sürükleyici neferi, inançlı ve kararlı bir militanıdır.

Onun çizgisi ve partisi tam 48 yıldır, temel MLM ilkelerden sapmaksızın, tüm gerici ideolojik saldırıları göğüsleyerek sınıfsız toplum mücadelesi iddiasından geri adım atmaksızın yürüyüşüne devam etmektedir. Kaypakkaya, tarihten ve gelecek iddiasından emanet alarak partiyi kurmuş, inşa etmiş ve rotasını belirlemiştir. Parti, Kaypakkaya’dan aldığımız bir miras değil hala inşa etmemiz gereken geleceğin bize emanetidir. 1. Kongremiz, bir mirası devam ettirmeye yönelik dogmatik bir sahiplenme değil, Kaypakkaya’nın geleceğe dair gerçeğe yaslanarak oluşturduğu ihtilalci-komünist çizgisinin sürdürülmesinde ki ısrarın adıdır.

Rüzgar bizden yana esmese de “her felaketten bir fırsat çıkaran iyimserliği, her fırsatta bir felaket gören kötümserliğe” tercih ediyoruz. Partimiz, rüzgar nerden ve nasıl eserse essin Yeni Demokratik Devrim, Sosyalizm ve Komünizm yürüyüşüne bunu tabi kılan bir rol oynamaya devam ediyor. MLM’nin temel ilkelerine yaslanarak ilerlemeye, yönümüzü ve rotamızı kaybetmeden, iktidar perspektifinden asla uzaklaşmadan, mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz.

Bu eksende önderimizin katledilişinin 47. Partimizin kuruluşunun 48. Yılında “TARİHİMİZİ VE GELECEĞİMİZİ KAYPAKKAYA VE PARTİ RUHUYLA KUŞANIYORUZ” şiarıyla karşılıyor ve mücadeleyi büyütmeye söz veriyoruz.

Şan Olsun Kaypakkaya’nın Sınıfsız Toplum Yürüyüşüne!

Şan Olsun Halk Savaşına!

Şan Olsun Kaypakkaya’nın Çizgisinde Israr Eden 1. Kongremize!

Şan Olsun MLM’ye!