Onur Haftası kapsamında “sömürgecilik ve LGBTİ+” paneli gerçekleştirildi

İstanbul: İzmir, Mersin, Antep ve Kocaeli’nde gerçekleştirilen Onur Haftası etkinlikleri ve yürüyüşlerinin ardından bu yıl 25. gerçekleştirilen İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası etkinlikleri devam ediyor. 19  – 25 Haziran tarihleri arasında Taksim ve çevresindeki mekanları, panel, forum, atölye, tiyatro gösterisi gibi çeşitli etkinliklerle dolduracak ve 25 Haziran’da düzenlenen yürüyüşle son bulacak olan hafta kapsamında Cezayir de gerçekleştirilen “Sömürgecilik ve LGBTİ+” konulu panel  aralarında Yeni demokrat Kadınların da bulunduğu bir çok kadın ve LGBTİ+ ‘nın katılımıyla gerçekleştirildi.

Kaliforniya Berkeley Üniversitesi ‘nde profesör olan Paola Bachetta ve  Türkan Yıldız’ın (L’EHESS) Hevi LGBTİ ve Kürt LGBTİ+ ler konusunda konuşmacı olarak katıldığı panel LGBTİ+bireylerin yaşadıklarını ve örgütlülüklerini sömürgecilik ve ırkçılık bağlamında ele alan panel oldukça interaktif geçti.

İlk konuşmacı Paola önce kendini konumlandırarak başladı, bunun kendisi için çok önemli olduğuna da ayrıca vurgu yaptı. Bütün LGBTİ+ böyle yapmasını tavsiye etti. “Konumlandırmadan anlaşılması gereken kim olduğun ve düşüncelerin. Ben bir Lezbiyenim, Göç olan bir nesilden geliyorum, oradan oraya sürekli göç etmiş atalarım. Amerika da doğdum 5 yaşına kadar İngilizce bilmiyordum, okulda öğrendim, ilk yabancılaşma o zaman oldu. Bizi Amerika da Mavi Lezbiyenler olarak tanımlıyorlar.Ben aynı zamanda bir aktivistim, heteroseksizme karşı mücadele ediyorum. Fransa, Amerika ve Hindistan gibi sömürgeci bir çok bölgede uzun yıllar çalıştım. Bu tür alanlarda çoklu güç ilişkileri engeller teşkil ediyor. Güvenlik devleti denilen Amerika da ırkçılık çok fazla. Kadın nefreti çok fazla.

Beyaz normlar renkli kişilere empoze ettirilmeye çalışılıyor. Cinsiyetçi normlar üretiliyor ve bunun dışındaki her şeye yasaklar getiriliyor.  LGBTİ+ mücadelesi çoğu zaman araçsallaştırılıyor yani bu mücadele ile pek çok kaynak alındı ama hepsi Geylere verildi örneğin. Bu bağlamda lgbti+ arasında ittifaklar önemli fakat eşit durumlarda önemli. Diyaloğu öğrenip mücadele etmeliyiz, sesiz kalmak kolay olandır. Bizler tam özgürlük istiyoruz bunun için de herkesin katılması önemli.  Sömürgeci anlayışa karşı birlik önemli ancak birliğin önünde engeller var. Güç ilişkilerini anladığımız oranda birlik gelişecektir.”

İkinci konuşmacı Türkan Yıldız kendisi de uzun yıllar Türkiye’de Kürt, öğrenci ve kadın  olarak  yaşayan birisi olduğunu belirterek başladı konuşmasına.  ” Feminist ırkçılık karşıtı araştırmalar yaparak sürecin içerisinde olduğunu vurguladı. HEVİ lgbti+ derneğinin Gezi sürecinin bir sonucu ve ürünü olduğunu belirtti. Uzun süredir örgütlü, örgütsüz Kürt LGBTİ+lar bir araya gelip eylem etkinlikler yaparak biz olmaya çalıştılar.

Sistematik olarak ırkçılığa karşı mücadele demekti zaten biz olmak. Gezi parkında bir araya gelenler Kürtlerin bir derneği olmalı tartışması üzerine kuruldu. Kürt eş cinsellere ses olmak istediler ama kapıyı hem Türk hem de heteroseksistlere açtılar. Temel çerçeve Kürdistani talepler. İstanbul da kuruldu ve bu alanda da Kürtler olarak görünür olma çabası içinde. Neden ayrı bir Kürt derneği önce Kürtlerden geldi, “Kürtlerde ibne olmaz” gibi söylemlerle en yakınımızdan geldi. Yani ayrımcılık her yerde.

LGBTİ+ ve politika!

Mevcut LGBTİ+ve diğer derneklerin politik amaçları ve örgütsel argümanları tartışmalı, politik sınıfsal yönü  yok. Bu tartışmalar Hevi’yi doğurdu. neden mevcut dernekler içinde de bunu yapa bilirsiniz veya bir komisyon şeklinde de yapabilirdiniz de deniyor. Ancak bizler özne olmak istiyoruz. Dernekler içerisinde olan Kürt LGBTİ+ yetersizdi, politik görünürlüğü yoktu.Bu yıl Onur Haftasının şiarı olan “aramızda ne var” sorusunun “ırkçılık var” cevabı verme cesaretinin sonucudur Hevi. Politika yapılacak alan yok, egemen kültürün baskısı, devlet geleneğinin tartışılması sorgulanması bu hareket için önemlidir.

LGBTİ+hareketi bir kimlik hareketi midir? Kimlik politikaları ile mücadele ederken Hevi bizi beyazlaştırıyor mu? LGBTİ+ derneklerin ve kişilerin sınıfsal bakışı ne? sorularıyla derinleşen panel kimliğin, dilin, bedenin, geleceğin, farklılıkların bir bütün ayrımcılığın ve sömürgenin bertaraf edilmesi için daha fazla politik tartışma ve birlikte mücadelenin yol ve yöntemlerinin zorlanmasıyla olacağı sonucuyla panel sonlandırıldı.